hoşgeldiniz

Archive for the ‘yalıtım’ Category

mantarlar terasta

In çatı, yalıtım on 05/09/2009 at 19:38

teras altı ahşap döşeme su yalıtım membranı mantar ısı yalıtım levhası mantar üzeri beton

Mantar yalıtım levhalarını ilk kullandığımız yer teras oldu. Terasın katmanları şöyle: ahşap döşeme en altta ve mutfağın da tavanını oluşturuyor. Üzerinde su yalıtım membranı ve onun üzerinde 25 mm kalınlığında iki kat olarak (yani toplam 50 mm’lik ) mantar levhalar. Mantar levhaların üzerinde demir bağlandı ve doğrudan beton döküldü. Daha sonra da karo taş döşenecek.

Mantar yalıtım levhaları ile bilgi için tıklayın.

2 ay sonra not: terasta ahşap üzerine yaydığımız su yalıtım membranı en büyük hatamız oldu. Eğer bir membran konulacaksa, bu beton ve şap arasında olmalıydı. Şimdi beton altına sızan su membranın bir zayıf yerini bulup akıyor. Karo altına su yalıtımı için ayrıca bir katman sürüyoruz.

Reklamlar

kaplasak da mı camlasak

In kapı pencere, yalıtım, ısınma on 16/08/2009 at 13:48

watertower-ed01Eskiden cam vardı, sonra çift cam oldu; derken üçlü camlar ve şimdi ısı veya ısı+güneş kontrol kaplamalı (low-e) camlar çıktı!

Seçenekler her zaman doğru seçim yapmayı kolaylaştırmıyor.

Üçlü camlar, aralarında 9 mm boşluk ile üç camın yan yana getirilmesi ile oluşuyor. Aradaki hava veya argon gazı ısı yalıtımı yapıyor. Kışı çok soğuk bölgelerde (Doğu Anadolu veya dağ evlerinde) kullanılabilir. Ancak üçüncü camın fazladan ağırlığının menteşelerde yol açabileceği esnemeleri dikkate alın ve bence sabit olanlar hariç çok geniş camlarda denemeyin.

Çift camların genelde dışta kalanının iç yüzeyinde ısı kontrol kaplama filmi eklenmiş olanları, ‘ısı kontollü çift camlar’. Kaplama, içerden gelen ısıyı tekrar içe yansıtarak, çift cama göre yüzde 45 ve tek cama göre yüzde 72 oranında ısı kaçışını azaltıyor. Ne güzel değil mi! Ancak karar vermeden önce biraz bekleyin ve kışın iyi olan bu özelliğin yazın kabusa dönebileceğini unutmayın.

Hem ısı ve hem güneş kontrollü çift camlarda ise, kaplamalar ile hem ev içinde üretilen ısının içerde kalması hem de güneş ısısının dışarda kalması sağlanıyor. Isı kontrollü camla aynı oranlarda ısı kaçışlarını azaltırken, farklı olarak, güneş ısısının girişini yüzde 45 oranında azaltabiliyorsunuz. Bu özellikle soğutma ihtiyacı, ısıtma ihtiyacından çok fazla olan Akdeniz kuşağı bölgemiz için kullanışlı bir cam.

Şimdi gelelim bu avantajları yanında fazla konuşulmayan taraflarına. Isı veya ısı+güneş kontrol kaplamalı camlar, tek cam ve çift cama göre güneş ışığı geçirgenliğini de azaltıyor ve içeri ‘gölgeli’ bir ışık veriyor. Bu ‘gölgelilik’, klasik çift camla karşılaştırıldığında, ısı kaplamalıda yüzde 25, ısı+güneş kontrol kaplamalıda yüzde 45 oranında olabiliyor.

Klasik çift cam ve ısı kontrol kaplamalı ile ısı+güneş kontrol kaplamalı arasında tercih yaparken, evinizi ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarınızı dikkate almanız çok önemli.  Soğutma ihtiyacı olmayan bir evde güneş kontrol kaplaması gereksizken; ısı yalıtımı amacı ile ısı kontrol kaplamalı camlar kullandığınızda yazın kendinizi eskisinden daha sıcak bir eve mahkum bırakabilirsiniz.

Bundan kaçınmak için hem ısı hem güneş kontrol kaplama tercihini kullanırken, bu sefer de doğanın bedava ısı ve ışık kaynağı olan güneşten kendinizi mahrum bırakmış olursunuz. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal. Aman ne olur dikkat.

Orta Karadeniz’de kışın güneşin bedava ısı ve ışığı değerli, ancak nadir bir nimet. Kışın güneşi beklerken, bir yandan da içerdeki ısımızı kaybetmek istemiyoruz. Salonda yaklaşık 10 m2 güney cephe camımız var. Basit bir hesapla bu camlarda ısı kontrol kaplaması kulandığımızda; güneş enerjisi ve ışığını içeri almada toplam 2,5 m2 cam eşdeğerinde bir kaybımız olurken, ısı kaçışında 4,5 m2 cam eşdeğerinde kazancımız olacak. Geri kazandığımız (veya kaçışını engellediğimiz) ısıya karşılık, kaybettiğimiz ışık ve güneş sanırım ihmal edilebilir. Bu kararla dileriz, yazın evi hamama çevirmeyeceğiz. Öyle bile olsa, en fazla bir ay sıkıntı yaşarız, onda da pencereleri açık tutarak bundan kaçınabileceğimize inanıyorum.

Isıcam ısı kontrol kaplamalı camlarına ‘ısıcam sinerji’ adını vermiş; ısı ve güneş kontrol kaplamalı olanına da ‘ısıcam konfor’. Bölge ve evinizin konumuna göre siz de kendiniz için iyi düşünün. Size uygun iseler aman ne güzel; ancak yan etkileri, kaçındığınız ısı veya soğuktan daha fazla dert olmasın.

Biraz daha bilgi edineyim derseniz: Efficient windows.org

kaygı ve teselliler

In yalıtım, Yapı malzemesi (duvarlar) on 31/05/2009 at 12:29

P1010850

Duvarda kullandığımız klinker pres tuğlaları yüksek ısıda (1000 derecenin üzerinde) pişirilen seramik ürünleri. Bu derecelere çıkabilen Türkiye’deki tek firma bildiğimiz kadarı ile Işıklar Tuğla. Yüksek derecede pişirme, tuğlanın sağlamlığını artırırken, su emiciliğini azaltıyor. Ancak tabi bunun çevresel bir maliyeti var. Pişirme sırasında kullanılan enerji sarfiyatı yüksek, yakıtlar kirletici. Birçok tuğla fabrikası maalesef halen pişirme fırınlarında kömür kullanmaya devam ediyor. Bir tesellimiz, Işıklar Tuğla’nın doğal gaz fırınlarını kullanıyor olması. Bir de pres tuğlanın ömrünün uzun olmasından dolayı, kullanılan enerjinin tuğlanın ömrüyle karşılaştırıldığında kabul edilebilir oranlara geliyor olması. Evimiz ömrünü doldursa dahi (dileğimiz 100 yıldan önce olmaması), bu tuğlalar tekrar bir evin yapımında kullanılabilecek sağlamlıkta. Öte yandan kullanımı sonunda tuğlalar yüzde yüz doğaya geri dönebilecek.

quercus_suber

Benzer bir kaygı-teselli durumunu ısı yalıtımında kullandığımız mantar levhalar için de söyleyebilirim. Levhalar Portekiz’den geliyor ve ulaşımı sırasında harcanan yakıt (enerji) bunların çevresel maliyeti olarak sayılabilir. Tüm malzemelerin civardan temin edilebiliyor olması çevre dostu bir yapıda tercih edilirdi. Ancak, mantar levhaları kullanarak, tüketicilere ve üreticilere bir ufak mesaj verdiğimizi düşünüyorum:

“Ev sahipleri yalıtım malzemelerinde doğal alternatiflerin olduğunu bilmeli ve yerli firmalar yalıtımda doğal malzemeye yatırım yapmalı.”

Avrupa’da doğal yalıtım malzemelerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bunun da en önemli itekleyicisi çevreye duyarlı mimari akımlar. Bitki bazlı yalıtım levhaları (keten-kenevir elyafı, saz ve samandan plakalar), mantar levhalar, selüloz, koyun yünü plakalar, formaldeit ihtiva etmeyen odun elyafı veya odun yünleri vb… Ülkemizde maalesef çoğunun esamesi okunmuyor. Bilinen birkaç tanesine de (selüloz, mantar gibi) talep sınırlı. Veya odun elyafının doğal yapışkanlısı (mısır nişastalı gibi) bilinmediği için formaldeitli olanlar kullanılıyor.

Mantar levhalarına geri dönersek, hammaddesi olan mantar meşesinin üretimi çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilirliğe güzel bir örnek. Mantar, akdeniz iklim kuşağında doğal olarak yetişen bir tür meşenin (mantar meşesi – quercus suber) kabuklarından elde ediliyor.

Sanıldığının aksine meşe, mantar için kesilmiyor, en az 40 yaşına gelmiş meşelerden her 9 yılda bir zarar verilmeden kabukları alınıyor. Mantar meşesi üreticileri ormanlarının sürdürülebilir ilkelerde yönetildiklerinin sertifikasını sunmak durumunda (Forest Stewardship Council – FSC sertifikası). Mantar meşesi plantasyonları, nesiller boyu devam ettiriliyor. Meşelerin bakımı ve mantar üretimi yüzlerce kişiye iş imkanı sağlıyor, ağaçlar Co2 tutucu etkisi ile iklimin dengelenmesine katkı sağlarken biyolojik çeşitliliği de destekliyor. Mantar meşesi ormanlarının 40 kuş türü, m2’ye 60 bitki türü ve pek çok memeli hayvana ev sahipliği yaptığı belirlenmiş. Meşe kabukları çeşitli işlevleri için işlenirken çevreye zararlı hiç bir aşamadan geçmiyor. Nihai ürün sağlıklı ve uzun uzun ömürlü olarak tüketici dostu oluyor. (mantarın 50 yıl yalıtım değerinden ödün vermediği biliniyor.)

Bir arkadaşım biraz kaygıyla sordu; “ya herkes mantar yalıtımı tercih ederse o zaman ne olacak? Herkese yetecek kadar mantar bulunabilir mi?” Kısa vadede bulunamayacağı kesin. Keşke talep olsa, herkes için de mantar olmasa ve bu “aşırı talep” mantar dahil diğer tüm doğal yalıtım malzemelerinin üretimi için teşvik edici olsa. Böylece piyasa yapay, sağlıksız, kısa ömürlü yalıtım malzemeleriyle yetinmek yerine, yeni bir alan keşfedecektir. Yani evet, lütfen doğal yalıtım malzemelerini araştırın ve talep edin.

NOT: Mantarla yalıtımı düşünüyorsanız, daha fazla bilgi için tıklayın.

mantar çatı

In çatı, yalıtım on 18/05/2009 at 21:16

Aralarında 5 cm boşlukla 3 sıra pres tuğla duvarlarımızda yalıtım yapmayacağız demiştik. Zeminde ve çatıda ise mantar levhalarda karar kıldık. 5 cm (50 mm) kalınlığında mantar levhaları kiremit altında, 2.5 cmlik mantar levhaları da zeminde kullanacağız. Gerektiğinde duvar yalıtımı için de kullanılabilecek eşsiz bir ürün.

Yüzde yüz doğal bir malzeme olan mantarın böcek, fare vb. düşmanı yok, zehirli değil ve yangına direnci yüksek. En önemli avantajı dayanıklılığı, yani evin yaşı kadar ömrü var. (Almanya’da yıkılan 45 yıllık bir binanın içinden çıkan mantar yalıtım levhalarının halen işlevini koruduğu görülmüş. Ben inanırım.) Ayrıca, nefes alıyor (biraz sınırlı gerçi) ancak suyu ve nemi emici değil (şarap şişelerindeki onlarca yıl dayanan mantarları düşünün). Isı iletkenliği katsayısı (lambda değeri) 0,038-0,040 W/mK arasında. Şunu da ekleyeyim, bir cm (10 mm) mantar yalıtım plakası, 12 cm delikli tuğla, 38 cm beton, 25 cm taş ile eşdeğer ısıl iletkenliğinde.

Mantarın bir kusuru ithal bir ürün olması. Mantar Portekiz, İspanya, Fas’ta yetişen mantar meşesinin kabuklarından elde ediliyor. Türkiye’de de Hatay bölgesinde 60’lı yıllara kadar mantar meşesinin bir yakın türünün (quercus pecudocerris boiss) doğal olarak yetiştiği biliniyor. Ancak kıymetini bilemediğimizden yok etmişiz. Aslında evimizin inşaatında yerli malzemeleri kullanmak temel ilkemiz oldu. Sanırım şimdilik mantar bunun tek istisnası.

Türkiye’de, Teknor mantar levhalarını deniz yolu ile ithal ediyor. Başka firmalar da var hiç kuşkusuz. Ancak firmaların yönlendirmesinden önce siz mantar levhalar, kullanımları ile ilgili bilgi edinin. Birkaç önerebileceğim site:

my barn conversion
amorim
la maison du liege
teknor
sanater

Yanlız dikkat! ithalatçı firmalar işin teknik uzmanı olmayabiliyorlar. İzmir’deki bir ithalatçı bize zemin yalıtımı için 10 mm, çatı yalıtımı için 2 mm kauçuklu mantar levha önerdi. Olacak şey değil! Çatı yalıtımı genellikle zemin yalıtımına göre 3 kat daha kalın olarak önerilir. Üstelik kauçuklu mantar ısı yalıtımı için orta seviyede etkin iken, ses ve titreşim emici olması açısından eşsiz bir ürün. Uçak, tekne, otomobil gibi ses ve titreşimin yoğun olduğu yerlerde kullanıyor. Ses yalıtımı için iyi olan bir malzeme illa da ısı yalıtımında da iyi olacak diye birşey yok.

Benim araştırmalarıma göre mantar ürünleri içinde en uygunu Expanda serisinde “agglomerato negro”. Bölgenizin iklim koşullarını dikkate alarak en az 50 mm’lik olanlarından kullanın derim. Bir tavsiye de çatıda kullanacağınız kalınlığı iki eşit plaka olarak serin. Örneğin 50 mm’lik kullanmaya karar verirseniz 25’lik iki plaka kullanmanız, 50 mm’lik tek plaka kullanmanızdan daha etkin oluyor. Niye mi? Bulursanız siz bana söyleyin!

manto_mantari

doğal yalıtım malzemeleri

In yalıtım on 18/05/2009 at 15:50

P1010803toit en roseauxOdun lifi levhalar (veya odun elyafı – MDF, HDF), OSB (oriented strand board-yönlendirilmiş yonga levha), mantar, koyun yünü, saz, saman, keten ve kenevir elyafları, seluloz, pamuk yünü… Her biri, endüstriyel yalıtım malzemelerine alternatif, yüksek yalıtım değerine sahip doğal malzemeler.

Ancak dikkat, özellikle odun levhalarda ve OSB’lerde birleştirici olarak kullanılan formaldehit (metanal) proteinler ile suda çözünmeyen bileşikler meydana getirdiğinden zehirli. Türkiye’de odun elyafı ve OSB’lerde bildiğim kadarı ile formaldehitsiz ürün yok. Dilerim yanılıyorum. Biz uzak durmaya karar verdik.

Koyun yünü çok çekici geldi… Zaten kırsal bir bölgedeyiz ve kolaylıkla saf koyun yünü bulabilirz. Üstelik ağırlığının yüzde 30’una kadar su ve nem tutabilirken yalıtım değerinden ödün vermemesi ile mükemmel bir yalıtım malzemesi. Ancak bir kusuru var: myte istilası kaçınılmaz. Mytelar, 2 ila 5 yıl içinde yüzde 90 istila ediyor ve ortada tek gram yün bırakmadan yiyorlar. Bunu geciktirmenin bir yolu yünleri koyunlardan kırkıldığı gibi yıkamadan koymak. Yünlerin içindeki doğal bir madde uzun bir süre myte istilasını önleyebiliyor. Kimyasal mücadele olarak, mitin FF maddesi myteları uzak tutuyor diyorlar, ancak sanırım bu da bir zehir olduğundan işin doğalına kaçalım derken kendimizi zehirlemeyelim. Şimdilik önermekten kaçınacağım.

Çatıyı saz kaplamayı ne çok isterdik. Hollanda, Almanya, İngiltere’de pek çok geleneksel ev, Türkiye’den giden sazlarla kaplanıyor… Ancak Türkiye’de işçiliği bilinmiyor. Kiremit altında sazı yalıtım amaçlı 20 cm serebiliriz diye düşündük. Ancak koyun yünü ile ilgili heves kırıcı pek çok forum, blog yazılarından sonra sazın da benzer haşere, küf, çürüme sorunu olursa diye korktuk. Eh 2-3 yıl içinde hüsranla sonuçlanacak bir girişimden kaçınmak istedik.

Seluloz, Türkiye’de de bulunabilen nadir doğal malzemelerden. Kağıt atıkları hamur haline getiriliyor, içine bor tuzu ekleniyor ve yalıtım yapılacak yerlere püskürtülerek dolduruluyor. Seluloza, bor tuzundan başka ne malzeme ekleniyor ve bunlar sağlıklı mı bilemiyorum; ancak atık kağıtlarda kalan mürekkepten kaçınanlar olabilir.

Biz mi? Biz yalıtımda mantarın özelliklerinde diğer hiçbir doğal ürüne cesaret edemedik. Nedeni bir sonraki bölümde

buhar kesici veya buhar dengeci

In yalıtım on 18/05/2009 at 14:10

Buhar kesici ve buhar dengeci ayrı şeyler mi? Yalıtımla ilgili konuşurken ikisi de karşınıza çıkacak ve birbiri yerine kullanıldığını da göreceksiniz. Anladığım kadarıyla, buhar kesici (vapor barrier – pare vapeur) iç hava ve dış hava arasındaki tüm buhar geçisini durduruyor; buhar dengeci (vapor retarders – frein vapeur) ise tüm buhar geçisini durdurmuyor; malzemeye göre değişen oranlarda geçirgenliği var ancak yapı içinde buhar yayılımını yavaşlatıyor.

Örneğin, cam tipik bir buhar kesici. Bu yüzden, tek camlı pencerelerde kışın sabahları su buharı yoğuşması görürsünüz. Sıcak havanın soğuk hava ile karşılaştığı yüzeylerde su buharı yoğuşması oluşur. Duvar da buharı geçirmediğinde, yeterli havalandırma da yoksa, duvarlarda da böyle buhar yoğuşmaları oluşuyor.
Öte yandan, bazı kaynaklara göre, buhar kesici yoktur, her malzeme değişen oranlarda muhakkak buhar geçirir, hepsi aslında buhar dengecidir. Konu aslında epey karışık. Bazıları da yazın buhar kesici iken, kışın buhar dengeci olan malzemelerden bahseder…

Daha fazla karıştırmadan işi uzmanlarına bırakalım. Siz sadece dikkatli olun. Nefes alan bir duvar istiyorsanız buhar kesici veya buhar dengeci kullanmayın. Mecburum bölgem soğuk ve ısı yalıtımı benim için birinci öncelikte, diyorsanız, yalıtımı dış duvara yaparken, buhar kesiciyi iç duvara yapmayı düşünün. Aksi durumda yalıtım ve dış duvarınız arasında buhar sıkışır kalır ve duvarınızda nem birikerek hem küf yapar, hem de zamanla yalıtım malzemenizi de ıslatarak etkinliğini azaltır, hatta ileri vakalarda tam tersi etki yapmasına neden olur. Yani ısı tutmak yerine ısı kaçırmaya sebep olur; bunu anlamak için ıslak bir manto giydiğinizi düşünün. Ayrıca evinizde iyi bir havalandırma sistemi kurmayı da ihmal etmeyin.

yalıtım mı, aman dikkat

In yalıtım on 18/05/2009 at 12:59

Evimizde beton kullanmaktan kaçınmak ilk ilkemiz oldu. İkincisi de yalıtım yapmaya gerek olmayacak bir duvar malzemesi kullanmak. Bu ikincisi çevremizde çok tartışma yarattı, yalıtım yapmadan çevre dostu bir ev yapılır mı?Önceden söyleyeyim, Samsun Bafra ılıman bir bölge… Ancak çok nemli. Bu da soğuğu ve sıcağı çok hissettiriyor. Biz evimizde ısıyı korumaktan çok nemi kovmayı birinci öncelik olarak aldık.

Yalıtımın kaçınılmaz olduğu bölgeler var. Sakın yanlış anlamayın, karşı değilim. Ancak önce yalıtmak, sonra da yalıtımın istenmeyen etkileri ile başa çıkmak, üstelik de yalıtım malzemesinden beklendiği yararı görmemek bizi çok düşündürdü.
Yalıtımın istenmeyen etkileri mi, evet var. En başta havayı ve nemi eve hapsetmek. Bununla başa çıkmak için evinizi havalandırmayı ciddiye almanız gerekiyor. Daha önce de yazdığım gibi bu da pencereyi açarak olmamalı. Unutmayın ki, yalıtımı zaten dışarıdaki soğuk havadan (veya sıcak) korunmak için yaptınız. Üstelik de inanın tüm gün bir pencereyi açık bıraksanız dahi istendiği oranda nemi dışarı salamayabilirsiniz. Nem yine evin bazı bölgelerinde yoğunlaşarak size sorun yaratacaktır. Dolayısı ile yalıtım ile beraber evinizin mekanik havalandırmasını da projelendirmeniz ve uygulamanız gerekir. Bize bu gereksiz geldi. Eni sonu bu 130 m2’lik küçük bir ev, bir alışveriş merkezi değil ya; ne havalandırması!

Yalıtımın ikinci sakıncası, endüstriyel malzemelerin ömrünün sanıldığından (firmaların söylediğinden) daha kısa olması. Evin içinden gelen buhar veya dışardan gelen yağmur bir çatlaktan, kırıktan yalıtım malzemeleri içine sızarak nem depolamaya başlıyor. Özellikle de montaj sırasında oluşabilecek hatalar yüzünden bu beklendiğinden daha kısa zamanda da olabiliyor. Nem alan bir yalıtım malzemesi ısıyı korumak yerine duvarlarınızdan sıcağı dışarı aktarmanın aracı olacaktır; tıpkı ıslak bir manto giymek gibi… Ortalama olarak yalıtım malzemelerinin ömrü 10 yıl. Uzun bir zaman değil. Neticede büyük bir masraf ve emekle mantolanan evinizi her 10 yılda bir soyup tekrar mantolamanız gerekebilir. Üstelik de 10 yıl içindeki performansı da işçiliğin detaylarında gizli olacak.

Üçüncü ve en tartışmaya açık konu piyasadaki yalıtım malzemelerinin (taş yünü, cam yünü, köpük, xps, eps vb) kanserojen veya allerjen malzemeler içerdiğine ilişkin iddialar. Henüz ispat edilen bir şey yok. Ama piyasaya güvenebilir misiniz? Zamanında çatılarımızı da aspestle kaplamamış mıydık?

Peki ne yapalım? İlla da piyasadaki endüstriyel malzemelerden kullanacaksanız, bunları evin dış cephesinde kullanın. Böylece hem iddia edilen kansorejen maddeleri evin içinde solumamış olursunuz, hem de gündüz ısınan duvarların, bu ısıyı gece evin içine geri vermesi için engel oluşturmamış olursunuz. İç duvarları yalıtmak ucuz ama sınırlı etkide kalacaktır.

Bundan da önemlisi benim önerim, taş yünü, cam yünü, ekstruded polistren (XPS), ekspanded polistren (EPS), poliüretan, cam köpüğü, fenol köpüğü gibi malzemeler yerine doğal malzemeleri araştırın: odun elyafı, odun talaşı levhaları, mantar levhalar, koyun yünü, saz-saman vb. Devamı için tıklayın.

odun elyafısaman balyasıkoyun yünü elyafı