hoşgeldiniz

Archive for 2009|Yearly archive page

ustalarla işiniz zor

In Yapı malzemesi (duvarlar) on 05/08/2009 at 15:46

“Ustalarla işiniz zor”. Böyle diyorlar, inşaatımız olduğunu duyanlar. “Sıkıntılıdır, Allah kolaylık versin” diyorlar. Teşekkür ederiz diyoruz, ancak bizim bir sıkıntımız yok, çok şükür. Ustalarımız gayet iyiler. Bırakın sıkıntı yaratmayı, başka bir sıkıntımızı görseler yardımlarını esirgemiyorlar.

Biz böyle derken, pres tuğlalarımızı bir bir üstüste koyan iki ustamızdan biri, Osman Usta bir büro işi buldu ve inşaatı bıraktı. Hayırlı olsun dedik. Kahraman Süleyman Usta devam ediyor, Ersin’in desteği ile.

Pres tuğla, aynı taş ve ahşapta olduğu gibi tecrübe isteyen bir malzeme. O usta gitsin, bu usta gelsin olmuyor. Muhakkak daha önce işi bilen biri olmalı ve hatta işi bilen iki ustanın da birlikte çalışabilmesi için daha önce de birlikte çalışmış olmaları gerekiyor. Yoksa, “el değişiyor” ve tuğlaların düzeni kayıyor. Pres tuğla ile işe başlarken göz önünde bulundurmanız gereken şeylerden biri de yörenizde “presci” olup olmadığı. Bizim ustalar, ilginçtir, Rusya’da bu tuğlalar ile 90 cm kalınlığında duvarlar örmüşler. Ne sabır!

Osman Usta’nın yerine, “eli bozmayacak” bir usta bakıyor, Celal Usta’mız (usta başı, burada kalfa diyorlar!). Bekliyoruz!

P1020338 P1020350

Not: Osman Usta döndü 🙂 (17 Ağustos)

Reklamlar

çaresizlik

In Yapı malzemesi (ahşap) on 05/08/2009 at 14:57

Ahşaplarda, dış cephede Hemel’in su bazlı emprenye ve yağ bazlı ahşap koruyucularını kullanıyoruz, çaresiz olarak. Kimbilir ne bunlar! Yok mu şunların doğalları? Ben bulamadım, organik boyalar, doğal bitkisel bazlı koruyucular yok, en azından Türkiye’de.P1020510

Aslında yok dememek lazım beziryağı’na (keten yağı) hakkını verelim. Saf doğal bezir yağı (sentetik olmayan) bulursanız kullanın. Kastamonu’da üretiminin sınırlı da olsa devam ettiğini biliyoruz. 1 yıl kadar önce, İnebolu’da yüz yıllık, halen öküzlerle değirmeni çekilen bir bezirhane gezmiştim. Keten bulamamaktan yakınıyordu topal cefakar sahibi.. Bazen Romanya’dan, bazen civardan getirilen ketenin yağına değil, ancak posasına (hayvan yemi olarak) alıcı bulabiliyordu, “yağlar durduğu yerde bayatlıyor” dediğini hatırlıyorum. Malesef kimse, sentetikleri varken doğal malzemelere yönelmiyor. Evet, beziryağı zahmetli bir ahşap koruyucu: defalarca süreceksiniz, bekleyeceksiniz, kokusunu alacaksınız… Tam kurumuyor diyeceksiniz. Ama ahşabınıza güzel doğal bir koruyucu sürmüş olmanın rahatlığı olacak. Ahşabınızın gözenekleri yağı emecek, nefes alacak, gittikçe doğal görüntüsü güzelleşecek.

Önceden akıl edip, bulduğumuzu az az da olsa depolamak gerekiyormuş. Son dakika olunca, “alo sipariş verecektim”  yöntemi ile böyle geleneksel ürünlere erişilemiyor, ne kadar yazık ki.  Bazı firmalar var internette bulduğum, ancak ne oldukları belirsiz. İfade etsinler etmesinler, sentetik bezir kullandıkları kanaatindeyim. Ben yine İnebolu’nun yollarını tutup, antika bezirhane’ye gideceğim gibi görünüyor. Meraklıları için adres vereyim, İnebolu Korupınar Köyü Mehmet Tosnalı’nın dede yadigari bezirhanesi.

Beziryağı bulamazsak biz de fındık yağı kullanırız içerde kalacak tüm yapı ahşaplarında; dış cephede, Hemel’e mahkum ve çaresizlik hissiyle!

Bu arada ahşap koruyucuları ile ilgili daha fazla bilgi için:

cncteknik.net

woodbin.com

bois.com

ahşap sahneye girerken

In Yapı malzemesi (ahşap) on 24/07/2009 at 09:49

P1020387

Duvarlarda çıkma tuğla kullanamadığımıza değinmiştim. Bunu ahşapta başardık. Evin tüm ahşap işleri, Kastamonu’daki eski evlerden çıkan ahşaplardan yapılacak.

Bunun için Kastamonu’ya gidip 25 m3 ahşap seçtik, yüklettik ve bugün geldiler. Evdeki, pencere ve kapı lentoları, denizlikler (pencere altı), kirişler, yer döşemeleri, çatı için ızgaralar, banyo ve mutfak için tezgah ve dolaplar 100 yıllık sarı çamlarla yapılacak. Bir kısım da, bizim çiftlikte, birkaç yıl önce su kanalı geçerken kesilen ve kurumuş meşelerden kullanıyoruz.

Çıkma ahşap ile hem yeni ağaç kullanmamış olacağız (biraz daha çevre dostu, ne dersiniz), hem de ahşaplarımızın daha estetik ve sağlam olacağına inanıyoruz. Kimine göre, eski ahşap ömrünü doldurmuştur, ev başımıza çöker. Kimine göre ise, eve yeni ahşap sokmamak gerekir. Bu ikinci gruba göre, yeni ahşap “çalışır”, yani eğrilir-bükülür, genişler-küçülür. Eski ahşabın özünü alırsanız, içindeki reçine odunu artık taş gibi yapmıştır. Ne böcek girebilir, ne de ahşap çalışır, çürür.

Türkiye’de eski ahşabın (ve diğer çıkma yapı malzemelerinin) değeri henüz yaygın olarak bilinmiyor. Amerika‘da, Avrupa‘da gelişmiş arz-talebi, uzman firmaları var.

Türkiye’deyseniz, hele de Kastamonu’ya uzakta değilseniz, çıkma ahşap için Enkazcı Fahri’yi arayabilirsiniz. Telefonu (kendisinin izniyle yazıyorum): 0541 221 06 37. Nakliye işini de dert etmeyin; onu da Fahri hallediyor.

Fahri, samimi, dürüst bir insan. Size ihtiyacınız olan ahşabın en iyisini bulacağından emin olun. Ancak bu ahşabı işleyecek olan usta ile gider, ahşabınızı beraber seçerseniz daha iyi olur. Sonradan yakacak odun olmasın, hevesle ısmarladığınız antika ahşaplar.

Bu arada ahşap koruyucularla ilgili çalışıyorum bu günlerde. Hızla bulmamız gereken şey, bu ahşapları nasıl nem, böcek ve mantardan koruyacağımız. Hiç bir madde kullanmadan, ahşabın içindeki doğal reçineye mi güvenmeli, yoksa bir takım doğal veya değil malzemelere mi başvurmalı?

P1020376 P1010762 P1010583 P1020352

“Eski çamlara ne oldu” için tıklayınız.

tuzlanma

In Yapı malzemesi (duvarlar) on 23/07/2009 at 18:46

Kortuğumuz başımıza geldi. Yeni örülmüş pres tuğla duvarlar yağmur görünce tuzlandılar. Harca katılan suda mı tuz vardır, kumda mı bilinmez. Suyu görünce beyaz beyaz tuz tuğlaların yüzeyini kapladı. Silince çıkmıyor. İnşaattan sonra tüm yüzeylerde bir temizleme yapmaya çalışacağız. Bunun için en doğal yol ne olabilir araştırıyoruz.

Karadeniz bölgesindeki yoğun yağmurlardan dolayı 10 gün kadar ara vermek durumunda kaldık. Yarın (24 Temmuz) tekrar başlıyor duvarlar yükselmeye…

P1020341 P1020339

zamanınız var mı

In Yapı malzemesi (duvarlar) on 18/07/2009 at 22:26

P102027315 Mayıs temel çizgisi çekildi

18 Mayıs temele demir bağlandı ve beton döküldü

21 Mayıs temel taşları örülmeye başlandı

11 Haziran temel bitti, tuğlalar örülmeye başlandı

17 Temmuz brüt 124 m2 birinci katın duvarları bit-me-di…

Şikayet değil. Durum saptaması. Bizim vaktimiz var; diğer ‘pres tuğla ile evimi yapacağım’ diyenlere duyrulur.

P1010782 P1010837

P1020312 P1020281

duvarın havalanması

In Yapı malzemesi (duvarlar) on 07/07/2009 at 19:22

Arada 5 cm hava boşluklu çift kat duvarlarımızın dış yüzeyinde havalandırma delikleri bırakıyoruz. Duvarların aşağısında ve yukarısında bırakılacak delikler, duvar içinin kuru kalmasını sağlayacak.

Aksi durumda, evin içinden veya dışından boşluğa ulaşan nem zamanla içeride birikebilir ve küf, koku gibi sorunlara yol açabilir.

Delikleri bırakmak için tuğlaları yan değil, dikine koyuyoruz (yarısını keserek) ve arkasını telle çeviriyoruz (duvar arası boşluğu böceklerlerden uzak tutmak niyetiyle).

P1020219 P1020218

güneşle ısınma

In mimari, ısınma on 06/07/2009 at 19:26

gunesduvari

Güneş mimarisi başlığı altında, güney cephede geniş cam alanları, trombe duvarı gibi basit yöntemlerle evinizde güneş ısısından faydalanmanın yollarına değinmiştim. Güneşten pasif olarak (yani elektriğe çevirmeden) faydalanmanın bir yolu da “güneş duvarları”; güneş şöminesi (solar chimney) de deniyor.

Güneş altında bırakılan bir metalin ve arkasında kalan havanın sıcacık olduğunu farketmişsinizdir. Güneş duvarında, delikli metal paneller, alttan-yandan-üstten kapalı olarak evinizin güney cephe duvarına dışardan yerleştiriliyor. Deliklerden giren hava, plaka ve duvar arkasında kalan 20 cm boşlukta ısınarak duvar boyunca yükseliyor ve havalandırma borusu aracılıyla evin içine yönlendiriliyor. Kış güneşinizle ve panellerinizle doğru orantılı olarak, takdire şayan bir oranda bu yolla ısınabilirsiniz.

Yazın ne mi oluyor? Havalandırma borularının eve girişi kapanıyor, bunun yanında plakaların üzerindeki kapakçıklar açılıyor ve ısınan hava doğrudan yukarıdan dışarı bırakılıyor. Çok akıllıca ve çok basit değil mi?

Bir konu aklıma geliyor, yazın panellerin arkasında kalan duvarın ısınmasını önlemek için duvarla panel arasında ısı yalıtımı kaçınılmaz sanırım. Mantar yalıtımı burada da kullanabilirsiniz. Ancak yalıtım yaptığınız durumda, kışın panelin arkasında kalan duvarın ısınma avantajını kullanamayacağınızı da unutmayın.

Güneş mimarisini araştırırken bununla ilgili bilgileri yabancı sitelerde görmüştüm. Kendin yap, kendin tak modelleri de var, ayrıca hazır satılanları da. Ancak Türkiye’de hazır sistemlerine rastlamamıştım. Bugün gördüm ki Solarwall, Türkiye’ye bunları ithal etmeye (veya belki Türkiye’de üretmeye) başlamış… Tıpkı güneşle su ısıtma sistemlerinde olduğu gibi, geliyorlar ve binanıza uygun plakaları ve havalandırma borularını yerleştiriyorlar.

Ben arayıp daha fazla bilgi almadım. Henüz düşünmüyoruz evimizde kullanmayı.. Ancak belki daha sonra üst kat güney cepheye ekleyebiliriz. İşin güzel yanı ister evinizi inşaa ederken takıyorlar, ister sonradan yerleştirebiliyorlar.gunes duvari

duvar arası tesisat

In tesisat on 30/06/2009 at 10:11

Standart bir evde, duvarlar tamamlandıktan sonra, elektrik ve su tesisatı için duvarda oyuklar açılıyor ve tesisat geçtikten sonra üzeri sıvanarak kapatılıyor.. Bizim duvarlarımızda sıvama yapmayacağımız için tüm elektrik ve su tesisatının duvarlar tamamlanmadan düşünülmesi ve duvarların içinden geçirilmesi gerekiyordu.

İki kat olan dış duvarlarımızın iç kısmı örülürken, gerekli yerlerde elektrik prizi ve anahtarları için boşluklar bıraktık. Aynı şeyi su tesisatı girişleri için de yaptık. Duvarlarımızın birinci katı örüldükten sonra tesisatlar döşendi. Şimdi bu tesisatın üzerine, duvarların dış yüzeyine bir kat daha tuğla örülüyor. Böylece su ve elektrik tesisatı iki duvar arasında kalacak. Elektrik tesisatı spiral paslanmaz çelik borular içinden geçiriliyor. Su ise en sağlamından plastik borulardan.

Biz de merak ediyoruz, herhangi bir arızada ne olacak! Duvarı mı yıkmak zorunda kalacağız.. Düşünmek bile istemiyorum.

P1020147 P1020344

kaygı ve teselliler

In yalıtım, Yapı malzemesi (duvarlar) on 31/05/2009 at 12:29

P1010850

Duvarda kullandığımız klinker pres tuğlaları yüksek ısıda (1000 derecenin üzerinde) pişirilen seramik ürünleri. Bu derecelere çıkabilen Türkiye’deki tek firma bildiğimiz kadarı ile Işıklar Tuğla. Yüksek derecede pişirme, tuğlanın sağlamlığını artırırken, su emiciliğini azaltıyor. Ancak tabi bunun çevresel bir maliyeti var. Pişirme sırasında kullanılan enerji sarfiyatı yüksek, yakıtlar kirletici. Birçok tuğla fabrikası maalesef halen pişirme fırınlarında kömür kullanmaya devam ediyor. Bir tesellimiz, Işıklar Tuğla’nın doğal gaz fırınlarını kullanıyor olması. Bir de pres tuğlanın ömrünün uzun olmasından dolayı, kullanılan enerjinin tuğlanın ömrüyle karşılaştırıldığında kabul edilebilir oranlara geliyor olması. Evimiz ömrünü doldursa dahi (dileğimiz 100 yıldan önce olmaması), bu tuğlalar tekrar bir evin yapımında kullanılabilecek sağlamlıkta. Öte yandan kullanımı sonunda tuğlalar yüzde yüz doğaya geri dönebilecek.

quercus_suber

Benzer bir kaygı-teselli durumunu ısı yalıtımında kullandığımız mantar levhalar için de söyleyebilirim. Levhalar Portekiz’den geliyor ve ulaşımı sırasında harcanan yakıt (enerji) bunların çevresel maliyeti olarak sayılabilir. Tüm malzemelerin civardan temin edilebiliyor olması çevre dostu bir yapıda tercih edilirdi. Ancak, mantar levhaları kullanarak, tüketicilere ve üreticilere bir ufak mesaj verdiğimizi düşünüyorum:

“Ev sahipleri yalıtım malzemelerinde doğal alternatiflerin olduğunu bilmeli ve yerli firmalar yalıtımda doğal malzemeye yatırım yapmalı.”

Avrupa’da doğal yalıtım malzemelerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bunun da en önemli itekleyicisi çevreye duyarlı mimari akımlar. Bitki bazlı yalıtım levhaları (keten-kenevir elyafı, saz ve samandan plakalar), mantar levhalar, selüloz, koyun yünü plakalar, formaldeit ihtiva etmeyen odun elyafı veya odun yünleri vb… Ülkemizde maalesef çoğunun esamesi okunmuyor. Bilinen birkaç tanesine de (selüloz, mantar gibi) talep sınırlı. Veya odun elyafının doğal yapışkanlısı (mısır nişastalı gibi) bilinmediği için formaldeitli olanlar kullanılıyor.

Mantar levhalarına geri dönersek, hammaddesi olan mantar meşesinin üretimi çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilirliğe güzel bir örnek. Mantar, akdeniz iklim kuşağında doğal olarak yetişen bir tür meşenin (mantar meşesi – quercus suber) kabuklarından elde ediliyor.

Sanıldığının aksine meşe, mantar için kesilmiyor, en az 40 yaşına gelmiş meşelerden her 9 yılda bir zarar verilmeden kabukları alınıyor. Mantar meşesi üreticileri ormanlarının sürdürülebilir ilkelerde yönetildiklerinin sertifikasını sunmak durumunda (Forest Stewardship Council – FSC sertifikası). Mantar meşesi plantasyonları, nesiller boyu devam ettiriliyor. Meşelerin bakımı ve mantar üretimi yüzlerce kişiye iş imkanı sağlıyor, ağaçlar Co2 tutucu etkisi ile iklimin dengelenmesine katkı sağlarken biyolojik çeşitliliği de destekliyor. Mantar meşesi ormanlarının 40 kuş türü, m2’ye 60 bitki türü ve pek çok memeli hayvana ev sahipliği yaptığı belirlenmiş. Meşe kabukları çeşitli işlevleri için işlenirken çevreye zararlı hiç bir aşamadan geçmiyor. Nihai ürün sağlıklı ve uzun uzun ömürlü olarak tüketici dostu oluyor. (mantarın 50 yıl yalıtım değerinden ödün vermediği biliniyor.)

Bir arkadaşım biraz kaygıyla sordu; “ya herkes mantar yalıtımı tercih ederse o zaman ne olacak? Herkese yetecek kadar mantar bulunabilir mi?” Kısa vadede bulunamayacağı kesin. Keşke talep olsa, herkes için de mantar olmasa ve bu “aşırı talep” mantar dahil diğer tüm doğal yalıtım malzemelerinin üretimi için teşvik edici olsa. Böylece piyasa yapay, sağlıksız, kısa ömürlü yalıtım malzemeleriyle yetinmek yerine, yeni bir alan keşfedecektir. Yani evet, lütfen doğal yalıtım malzemelerini araştırın ve talep edin.

NOT: Mantarla yalıtımı düşünüyorsanız, daha fazla bilgi için tıklayın.

duvarlarda suyun dayanılmaz tırmanışı

In temel on 26/05/2009 at 13:24

Suyun evin temelinden yürüyerek duvarlar içinde yükselmesine “kapilarite” sebep oluyor; yani yapı malzemesi içindeki incecik yollardan su yer çekimine meydan okuyarak ilerliyor. Bir küp şekerini yarısına kadar çaya batırdığınızda, çayın şekerin içinde yukarı doğru çıkışını düşünmek kapilariteyi anlatmanın en kolay yolu. Ağaçlar kapilarite ile suyu topraktan gövdeleri boyunca yukarı iletirken, duvarlar da (özellikle tuğla, briket ve hatta taş) şeker gibi suyu çekiyor.

Ağaca can veren bu özellik, duvarları nemle çürütebiliyor. Nemin 1,5 metre yükselmesi şaşırtıcı değil. Duvarınızı kaplayan malzemeler (sıva, yalıtım, sidding vb) duvarın güneşlenmesini ve nemin kurumasını engelledikçe, nem daha da yükseklere tırmanabiliyor. İşte size duvar kaplamalarına karşı bir kez daha temkinli yaklaşma sebebi.

P1010807Ne yapılabilir? Bunun doğal bir yolunu bulamadım. Suyun veya nemin çıkışını durduracak su geçirmez petrol türevi malzemeler (membran deniyor) var. Bunlar, toprak yüzeyinden en az 15 cm yükseklikte, temel duvarı ve evin duvarı arasına (tabiki yatay olarak) seriliyor. Yapıştırmak için ikişer cm kalınlıkta iki beton yüzey arasına alabilirsiniz.. Evet yine beton!

Bu arada son bir şey, kapilariteyi keşfeden kim biliyor musunuz? Leonardo da Vinci.