hoşgeldiniz

Archive for Kasım 2009|Monthly archive page

eski çamlar ne oldu

In Yapı malzemesi (ahşap) on 29/11/2009 at 00:42

Evin ahşap işlerinde kullanmak üzere Kastamonu’dan eski bir konaktan çıkma  yüz yıllık sarı çam ahşaplar almıştık. Bununla ilgili yazı için, buraya tıklayabilirsiniz.

Tavan ve yer döşemesi, tavan mertekleri (taşıyıcıları), kapı ve pencere lentoları, denizlikleri,  sundurmalar, mutfak ve banyo tezgahları, raflar için bu 25 m3 ahşabı kullandık (kullanıyoruz). Ancak yetmedi. 25 m3’ün pek de büyük bir miktar olmadığını gördük. Ayrıca çıkma ahşapların fazla fire verdiğini söylemeliyim, oran vermek zor.

Tavan ve yer döşemeleri için yarı yarıya yeni sarı çam ve sedir almak zorunda kaldık. Ayrıca merdiven ve iç kapılar da yeni sarı çamdan oldu. Pencere doğramalarına gelince, özel preslenen dişbudak kullanıyoruz. Yeni sarı çam ve dişbudak yerli ve yöreden. Maalesef sedir için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Günah çıkarayım, yer döşemesinde çıkma ahşapların yanında  rus sediri de kullandık. Uzaklardan gelen malzemelere ilişkin kaygılarıma değinmiştim.

Ancak evin havasını veren eski sarı çamlar oldu. Çıkma ahşap kullanımını kesinlikle öneriyorum, bir koşulla: bu ahşapları işleyecek ustanızın gönlünün olması. Eski ahşabın içinden bol miktarda çivi çıkabiliyor; ayrıca çok kuru olduklarından atölyede kuru talaş ve odun tozundan geçilmiyor. Dediğim gibi ahşap kokusunu seven, hatırşinas – bizim Kadir Ustamız gibi – bir ustanız yoksa, çıkma ahşapla çalışmak ustanızı ve dolayısı ile sizi yorabilir.

evde yapamadıklarımız

In su on 28/11/2009 at 23:01

Evimizle ilgili yaptıklarımızdan bahsettim bolca, ve yeri geldiğinde de bazı yapamadıklarımızdan. Bu yazıda, daha fazla yap(a)madıklarımızdan bahsedeyim. Günce ziyaretçileri, dostlarımız arasından sıkça soranlar oluyor: su tasarrufu, gri su, yeşil su işleri ne olacak?

Evde ve bahçede su kullanırken herkesin bildiği sıradan tasarruf önlemlerini alıyoruz. Belki biraz farklarla; örneğin bulaşık makinesi kullanmıyoruz. Bulaşık makinasının su tasarrufu sağladığı propagandasına da inanmıyoruz: Bulaşık yıkarken kullanılan su kullanımlarını karşılaştırmak yerine, makinanın tüm parçalarının üretimi, bir araya getirilmesi, makinanın evinize gelişi sırasında kullanılan su ve enerjiyi düşünün bir kere. Bir de buna yıkama sırasında kullanılan elektriğin çevresel etkisini ekleyin. Hesap iyice karışık; benim aklıma göre, suyu dikkatli kullanan pratik bir elde bulaşık çok daha çevre dostu.

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, evlerde kullanılan musluk suyunun üçte biri sifonlardan akıp gidiyormuş. Bununla başa çıkmak için su-etkin sifonlar firmaların yarış alanı içinde. Ancak daha kökten bir çözüm kuru tuvaletler. Kuru tuvaletlerde, sifonda su yerine talaş var. Sifonu çekmek yerine, bir maşrapa ile talaş döküyorsunuz. Altındaki kova doldukça bir kenara koyun ve 18 hafta sonra bahçeniz için eşsiz değerde bir gübreniz olsun. Bununla ilgili daha fazla bilgi için Joseph Jenkins’in sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Ben kuru tuvaletlerle ilk olarak, Asya’nın bazı kurak bölgelerindeki kırsal projelerde kullanılmak üzere geliştirilen rehberlerde karşılaşmıştım. Ancak Avrupa da dahil dünyada yayılıyor olduğunu duymamıştım. Halen İsveç, Meksika ve Güney Afrika en yaygın olduğu ülkeler. Finlandiya ve Almanya’da yaygınlaşıyor; hatta Finlandiya’da bir dernekleri bile var.

Istanbul’un sırtlarında bir kıl çadır ve bir kulubede 2 at, 2 köpek ve 2 insan olarak yaşayan arkadaşımız Melda marangoza yaptırdıkları bir kuru tuvaletleri olduğunu anlattı (fotoğrafı aşağıda); ve söylemeliyim, çok memnun. Hatta Melda diyor ki, “bulursanız sedir talaşı kullanın; çok güzel kokuyor.” Biz mi? Hayır, henüz değil. Kafa işte! Gerekmedikçe sifon kullanmamak, içine bir şişede su koymak gibi daha geleneksel yöntemlerle avunuyoruz.

Gri su, yeşil su demiştik değil mi? Duş-banyo teknesi, çamaşır ve lavabolardan dönen deterjan, sabun ve diğer “temizleyici” maddeler içeren sulara “gri su” deniyor. Bu sular toplanarak arıtılıyor ve tekrar sifonlarda ve bahçelerde kullanılabiliyor. Basit gibi görünse de aslında iyi bir mühendislik işi. Herşeyden önce gri suyu siyah sudan (mutfak lavabosu ve tuvaletlerden dönen sular) ayıran bir su tesisat sistemi gerektiriyor. Dediğimiz gibi, biz şimdilik daha genel-geçer yöntemlerle idare ediyoruz. Bir de bulaşık-çamaşır ve banyoda mümkün olduğu kadar organik ve/veya doğada çözünür temizleyiciler kullanıyoruz. Örneğin banyo ve el yıkamada saf zeytinyağı sabunlarını, ayrıca ev temizliği ve bulaşıkta arap sabununu tavsiye ederim. Diğer tiyoları Batur’dan öğrenmek için tıklayınız.

Gelelim yeşil suya, yani yağmur sularına. Yağmur sularının toplanarak doğrudan bahçede kullanılması, ne kadar bol suyunuz olursa olsun çok cazip. Bunun bir adım ötesi topladığınız ve depoladığınız yağmur sularını arıtarak evde kullanmak. Bu da gri suyun kullanımı gibi ince bir iş. Depolama, arıtma, evdeki su tesisatını uyarlama gerektiriyor.  Bizim için belki gereksiz, çünkü evin bulunduğu yerde 6 metrede yüzey suyuna ulaşabiliyoruz. Burası bizim doğal su depomuz; üstelik “doğal” arıtımlı. Ancak daha kurak bir yerde olsaydık düşünür müydüm? Düşünür ve uygulamayı isterdim. Sadece denemiş olmak ve olabilirliğini göstermek için olsa dahi isterdim. Bir de vicdan azabı çekmeden banyo küvetini doldurmak var tabi. Şimdilik bahçede kullanım için su oluklarının altına, fotoğraftaki gibi, mustluklu basit bir plastik fıçı koymak hiç de zor olmayacak.