hoşgeldiniz

Memur çocuğunun Hayat evi

In mimari, yalıtım, Yapı malzemesi (ahşap), ısınma on 24/10/2018 at 15:12

 

Bir ev nasıl inşa edilir? Bir yuva nasıl kurulur? Taş-toprak dediğimiz sadece bir malzeme mi yoksa hayatın ta kendisi midir? Arkadaşım Fehmi’nin (nam-ı diğer memur çocuğu) “Hayat Evi yazı dizisi başlıyor. Doğuşuna tanık olmak ister misiniz? 

IMG_4956

Fehmi yazıyor: “Avlusuna “Hayat”tan girilen bir yıkıntı satın aldık. Burada evlerin yüksek bahçe duvarları, bahçeye girer girmez yanları açık, sadece tepesi çatı ile kapalı bir alanı var. Mevsiminde günün büyük kısmını orada geçiriyor köylüler, adına da hayat diyorlar. Evimiz ismini kendisi koydu: Hayat Evi.”

 

Farkındayım yıllardır, sizi küçük evim’den habersiz bırakıyorum. Ama pek de haber yok doğrusu. Evle ilgili ufak tefek yenilemeler yaptık, yapıyoruz. Yaşanan yerde işler bitmiyor. Bir veranda ekledik mesela en son. Ondan önce, ikinci kışımızdan sonra içeriye yalıtım sıvası yaptırdık (Styronit). Bu termal sıva içeride ısı tutmamıza çok yardım etti. Büyük pencerenin altındaki boydan boya ahşap kütük 8 yılın sonunda çürüdü; Bunu, takozlar yardımı ile (camı çıkarmak zorunda kalmadan) söktürebildik ve boşluğu tuğla ile ördürdük. Böyle böyle ufak tefek işler işte. Heyecan verici birşey yok bizim cenapta.

Oysa Fehmi ve Ebru’nun yeni çıktıkları “Hayat Evi” macerası öyle mi? Daha yolun başı; onlar heyecanlı, biz heyecanlı. İlk iş yıkıntıyı yıkmakla başlamışlar. Bu macerayı birlikte izleyelim mi? Evet diyorsanız, buyrun tıklayın.

“Hayat Evi”ne ilişkin paylaşımlar için bloga abone olabilir veya Twitter, Instagram ve Facebook’tan @memurcocugu1972 hesaplarını da takip edebilirsiniz.

 

 

Reklamlar

küçük evim’de kış

In mimari on 08/04/2011 at 19:19

Kış geldi geçiyor… En çok duyduğumuz soru – elbette – evde ısınıyor musunuz? İlle de “sadece şömine ile ısınacağız” dedik ya!

Evet ya da hayır demek zor. Evet ısınıyoruz, eğer tüm gün şömineyi tam yakarsak. Veya evet ısınıyoruz, eğer güzel bir güneş varsa.

Evin tasarımı ile ilişkili kış koşullarını şöyle değerlendirmeye çalışayım. Tavanlarımız yüksek, oturma mekanı mutfak ve antre ile ortak. Dolayısı ile bu geniş alanı ısıtmak hızlı olmuyor. Soğuk kış dönemlerinde, hele bir de güneş yoksa, evde tüm gün şömineyi yanar durumda tutmamız gerekiyor. Bu da aslında günümüzü planlamamızı etkiliyor. Ev dışında bir işimiz olduğunda, bunu hızlıca sabaha sıkıştırıyoruz ki, döndükten sonra aralıksız şömineyi besleyebilelim. Ne kadar mı odun tüketiyoruz? Cevabı aşağıda bir fotoğraf olarak bulacaksınız.

Bir şey daha; şömine yandıktan yaklaşık bir saat sonra, şömine karşısında otururken, sanki evin bir yerinde bir pencere açılmış da hafiften soğuk bir hava salona doğru geliyormuş gibi hissesiyoruz. Anladık ki, bu şöminenin ısıtmaya başladığı hava ile, odanın aşağılarında kalan soğuk havanın yer değiştirmesi ile oluşan “yeller”! Böyle durumlarda 1-2 saat UFO ile destek veriyoruz oda konforuna. Ne yapalım, şömine karşısında iken, insanın yüzüne çarpan bir serinlik hiç de hoş karşılanmıyor.

Bu yazdıklarım sakın sizi şömine kullanımından memnun olmadığımız izlenimi vermesin. Aslında keyfimiz gayet yerinde. Hele bir de güneş varsa, en soğuk kış dönemlerinde bile, geniş güney camlarımızdan giren güneş ışınları ile ısınabiliyoruz, hem de şömine yanmadan. Ancak böyle günler kışın ayda 5-6 günü geçmiyor. Güneş yoksa ve iş şömineye kaldı ise, genellikle evin üst katını kullanıyoruz. Çünkü sadece 15 metrekare olan üst kat oturma alanı, en hızlı ısınan yer oluyor. Merdiven boşluğuna açılan şömine menfezlerinden birinden çıkan sıcak hava tez üst kata ulaşıyor.

İtiraf etmemiz gereken şeylerden biri yalıtım konusunda zayıf kalmış olmamız. En çok ısı kaçışı nereden oluyor, ben de bilmiyorum: camlar? duvarlar? tavan? Söylemesi zor. Belki hepsi aynı oranda. Tavanda 5 cm mantar yalıtım levhaları kullanmıştık. Sanırım daha fazlasını hak ediyormuş. Camlarımız, çift cam ve ısı kaçışını engelleyen sinerji modeli. Ancak bu kadar geniş camlara hangi ısı dayanır! İki kat olan dış duvarlarımızda hava boşluğu bırakmış, ancak özel bir yalıtım malzemesi kullanmamıştık. Belki şimdi olsa yine kullanmayız, her şeye rağmen. Yalıtım malzemeleri ile ilgili fikrimize geri dönmek isteyenler, buraya tıklayarak ilgili yazımıza ulaşabilirler. Mantar levhalara verecek bol param olsa, belki iki duvar arası boşluğa mantarları dayardım.

Biz ettik, siz eylemeyin. Sıcacık oturmak istiyorsanız; i) Öncelikle tavanları yüksek tutmayın; ii) Şömine veya sobayı kuracağınız odayı geniş planlamayın; iii) Güneş mimarisinde camları güneşli günler için geniş düşünürken kapalı kış günlerini de dikkate alın; iv) ısı pompasını zamanında düşünün ve mimari – mühendislik planlarına dahil edin; v) şömineye iyi kalite kuru meşe odunu alın ve iyi yakın; korkmayın ne kadar çok odun yakarsanız yakın, petrol türevi veya kömür alternatiflerinden daha temiz ve çevrecisiniz; vi) kalın kazak, sıcak su torbası, battaniye elinizin altında olsun. Bir kazak ve su torbası evin derecesini 23’den 19’a çekmenizde kaybedeceğiniz konforunuzu geri kazandırmaya yardımcı olacaktır, emin olun.

küçük evim’de yaz

In kapı pencere, mimari on 29/09/2010 at 19:04

2010 Temmuz ayında KüçükEvim’e taşındık. Yakın geçmiş zaman, bu yazın nasıl sıcak geçtiğini hatırlarsınız. Yaz ortalaması 27 derece olan Bafra, bu yıl Temmuz – Ağustos aylarında ortalama 30 dereceydi. Nem de eklenince hissedilen derece 40’ları buldu.

Biz de bunaldık tabi. Küçükevim böylesi yaz sıcakları için hazırlanmamıştı. Duvarlardan yana bir şikayetimiz olmadı. Boşluklu kalın duvarlarımız, adeta taş gibi, bizi sıcaktan korudu. Dışarıda ısınan tuğlalar, içeride serindi. Ancak doğu-güney-batı cephelerindeki geniş camlar ile tüm gün içeri giren güneş evi ısıttı. Kışın ısı kaçısını engelleyeceği umudu ile seçtiğimiz ısı kontrol (sinerji) camlarımız, yaz şartlarında ev yaşam kalitesini olumsuz etkiledi. Üstelik perdelerimiz ancak Ağustos ayında takılabildiğinden evde güneşle kalkmayı ve güneşle yaşamayı öğrenmek durumunda kaldık.

Alınan ders: ısı kontrol camlarınının yazın rahatınızı olumsuz etkileyeceğinden şüphe etmeyin. Varsa batı cephesindeki geniş camları  muhakkak gölgeleyin (dışardan panjur, pergola veya tente en iyisi; veya içerden perde). Evin pencere kapılarını planlarken, mevcut esintileri dikkate alın ve yazın karşılıklı pencere açtığınızda bunlardan en iyi şekilde faydalanabilecek şekilde yerleştirin. Güneş mimarisine göre, evinizi güneye dönük geniş camla planlarken ve yazın güneş dik geçer diye hesap yaparken, Eylül ayından itibaren güneşin eğilmeye başladığını da dikkate alın. Eylül ve hatta Ekim güneşi, evinizin  davetsiz misafiri olabilir. Elbette Kasım’la birlikte, “güneş olsa da keşke eve de girse” diyeceğiniz günler de gelecektir. Dolayısı ile, güneş mimarisinde doğu-güney-batı camlarını her mevsimi düşünerek planlayın. Hep söylerlerdi, biz de söylemiş olalım.

Çok şükür, bizim buralarda kavurucu sıcak bir ay sürdü. Genelde Bafra’da yaz 15 Temmuz’da başlar, 15 Ağustos’ta biter derler. Aynen öyle oldu. 1 ayın sıkıntısı kolay unutuldu. Küçükevim’in sonbahar keyfi çok iyi. Güneş ne az, ne çok.

Kasım – Aralık gibi, kıştan haberlerimizi ulaştırırız bu satırlarda.

Keyifli ve çok renkli bir sonbahar dileklerimizle…