hoşgeldiniz

güncem sağolsun

In neden bir günce on 24/01/2010 at 20:30

Güncemize 3 Mayıs’da, inşaatımıza 15 Mayıs 2009’da başladık. 24 Ocak 2010’da bu güncenin sayfalarına ziyaret sayısı 30 bine dayandı. Küçük Evim’in güncesi’ne başlama nedenimize ‘neden bir günce’ yazısında değinmiştim: bizim zor ulaştığımız bilgileri derlemek, paylaşmak, doğru yaptığımızı yaymak, yanlış yaptığımızı göstermek istemiştik. Şimdi görüyorum ki, bizim bu günce ile paylaşmaya çalıştığımız bilgi kadarı, bize geri döndü. Biz anlattık, okuyanlar cevap verdi, yardım etti, yol gösterdi.

Bizimkine benzer yola girenleri bulduk. Güncemiz, bizi kimlerle tanıştırdı/yakınlaştırdı bakın: Meyvelitepe’den Jale Hanım ve İsmail Bey (ki Karamürsel’de yanlarına gittik), Bostancık’dan Tuğrul ve Pınar, Alternatif Yaşam’dan Murat Faik, Etrim’den Zeynep ve Cevat Karaman; ayrıca Birol ve Funda, Veysi Özdemir, Mehmet Asaf Asmaz…

İdil Gaziulusoy’un, sürdürülebilir tasarım, üretim ve tüketim ile ilgili düşünen ve üretenleri bir araya getirmeyi amaçlayan iletişim ağı “02 Türkiye Kollektifi”nden günce sayesinde haberimiz oldu.

Günce ile bizi bulan, sonra da köyümüzde bizi ziyaret edenler de oldu: İTÜ Mimarlık’ta boşluklu duvarlar (cavity walls) üzerine master yapan Dilek Tokgöz, Eylül’de ziyaretimize geldi. Nasıl gidiyor acaba çalışması?

Zeytinburnu tıbbi bitkiler bahçesi’nin çıkardığı “Sağlık Çevre Kültürü Dergisi” adına Efsun Sertoğlu da güncemizi izliyormuş, Derginin 4. sayısı için dosya konusu ‘Ekolojik Mimari’ olarak belirlenince, söyleşiye geldi Efsun. Biz de anlattık evimize neden ‘ekolojik’ sıfatını yakıştırmadığımızı.

Günce sayesinde bizi bulan ve ziyaret edenler arasında, Samsun’dan Akar Ailesi de vardı. Harman tuğla ile ev yapmak istiyorlardı; nasıl gidiyor planlar acaba?

Yeni tanışmaların yanında, eski dostlara tekrar ulaştık güncemiz sayesinde; Mete Hacaloğlu ile Melda Keskin yılların arasından selam uçurdu bize, günce sayfalarında. Mete’nin Marmariç grubunu, Melda’nın Fırtınakuşu’nu keşfettik.

Hoş sürprizlerden biri de, Ev Bahçe Dergisi’nin Ocak 2010 sayısında, “Adım adım ekolojik ev” yazısında kısa kısa satırlarımızı görmemiz oldu. Sözlerimiz bulunmuş, seçilmiş, taşınmış ve daha farklı kişilere ulaştırılmış dedik; hoşumuza gitti.

Bakın siz şu güncenin işine. Sevgi ve bilgi paylaştıkça artarmış sözü doğru. Biz paylaşmak için günceye başlarken, sonunda yine kazançlı biz çıkmışız. Teşekkürler küçük evimin tüm ziyaretçilerine. Tekrar karşılaşmayı dileriz.

nihayet pencereler

In Yapı malzemesi (ahşap), kapı pencere on 25/12/2009 at 10:56

2 gün önce evin camları takıldı. Artık her yağmurda evin neresini sular basıyor diye telaşlanmayacağız. Daha da önemlisi bundan sonra evin içinde kalan işlerimizi tamamlayarak taşınmayı düşünmeye başlayabiliriz.

Dış kapı ve pencerelerde Isıcam sinerji camlarını kullanıyoruz demiştik. Bunlar ısı kontrol kaplamalı çift camlar. Bu camların ısı yalıtım özelliği konusunda – tekrar olmasın – dilerseniz “kaplasak da mı camlasak” yazımıza bakabilirsiniz.

Doğramalara gelince, tercihimizden çok memnunuz: ahşap doğrama olsun demiştik. Ahşap, nefes alan bir malzeme olması, nemi dengelemesi ve herşeyden önce doğal bir malzeme olması sebebiyle tercihimizdi. Doğramada sarıçam, dişbudak, meşe gibi sert ağaçlar kullanılıyor. Abdullah Usta dişbudakla çalışmayı seviyor; biz de olsun, dedik. Dişbudak yörenin ağaçlarından; uzaklardan taşıma gerektirmeyecek bir malzeme olması bizim için önemli (neden mi, tıklayın). Ayrıca, evde sarıçam ve meşe diğer alanlarda kullanılmıştı, bir de dişbudak olsun varsın.

Kapı pencere konusunda uzman bir atölye ile çalışmak isterseniz Baykap Ahşap‘ı ve Abdullah Ustayı öneririz (362 266 62 26). Samsun’dalar, ancak Türkiye’nin her yerine iş yapıyorlar. Doğramada kullanılacak olan ahşabın muhakkak fırınlanarak nemi düşürülülüyor, ayrıca çalışmasını  engellemek için keresteler damarlarına göre üst üste konarak, 10 gün pres makinalarında sıkıştırılıyor. Sonrasında çok ince ve uzman bir işçilik.

Montaj sırasında doğrama duvar arasında 1,5 ila 2 cm boşluk bırakılıyor ve bu boşluk köpük ile dolduruluyor. Köpükleri örtecek şekilde çepeçevre ahşap çıtalar çakılıyor. İşte, bu köpük işini sevmedim. Köpükler kimyasal zehir! Ahşapla yan yana ne işi var? Ancak ne itiraz edebildim ne de bir alternatif önerebildim. Köpükle dolan boşluk sayesinde doğrama ve camlar olası duvar hareketlerinden bağımsız olabiliyor ve dolayısı ile kırılma riski azalıyor. Ayrıca bizimki gibi tuğla duvarlarda duvarın girinti çıkıntılarını örtebilmek için de kullanışlı.

Doğramanın rengini her ne kadar doğal tutalım dediysek de yine Abdullah Ustamız, güneş ışınlarının zararlı etkilerinden ahşabı koruması için koyu rengi önerdi. Koyu ceviz rengi beğendik. Boya değil aslında, Remmers‘in renk katkılı su bazlı ahşap koruyucusu. Biz de yine olur, dedik. Ve sonuçtan memnunuz.

Son olarak, bir pencerenin sağlıklı ve doğru çalışması ve enerji tasarrufu sağlaması konusunda önemli unsurlarından olan pencere kapı mekanizmalarında bize yol gösteren G.U‘dan Murat Yarar arkadaşımıza da teşekkür etmeliyiz.
Pencerelerde tek açılım yerine çift açılım sistemi (yandan ve yukardan açılım) ciddi enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Öncelikle, conta baskısı daha iyi olduğundan sızdırmazlık sağlıyor, ayrıca daha az ısı kaybıyla havalandırma yapılabiliyor. Biz biraz geç öğrendik, siz kaçırmayın; G.U’nun ventilasyonlu köşe elemanı ile sürekli bir mikrohavalandırma imkanı yapabilirsiniz. Neyse, kapı ve pencerelerde aç kapa bizim için çok kolay. Dilerim sizin için de öyle olsun.

eski çamlar ne oldu

In Yapı malzemesi (ahşap) on 29/11/2009 at 00:42

Evin ahşap işlerinde kullanmak üzere Kastamonu’dan eski bir konaktan çıkma  yüz yıllık sarı çam ahşaplar almıştık. Bununla ilgili yazı için, buraya tıklayabilirsiniz.

Tavan ve yer döşemesi, tavan mertekleri (taşıyıcıları), kapı ve pencere lentoları, denizlikleri,  sundurmalar, mutfak ve banyo tezgahları, raflar için bu 25 m3 ahşabı kullandık (kullanıyoruz). Ancak yetmedi. 25 m3′ün pek de büyük bir miktar olmadığını gördük. Ayrıca çıkma ahşapların fazla fire verdiğini söylemeliyim, oran vermek zor.

Tavan ve yer döşemeleri için yarı yarıya yeni sarı çam ve sedir almak zorunda kaldık. Ayrıca merdiven ve iç kapılar da yeni sarı çamdan oldu. Pencere doğramalarına gelince, özel preslenen dişbudak kullanıyoruz. Yeni sarı çam ve dişbudak yerli ve yöreden. Maalesef sedir için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Günah çıkarayım, yer döşemesinde çıkma ahşapların yanında  rus sediri de kullandık. Uzaklardan gelen malzemelere ilişkin kaygılarıma değinmiştim.

Ancak evin havasını veren eski sarı çamlar oldu. Çıkma ahşap kullanımını kesinlikle öneriyorum, bir koşulla: bu ahşapları işleyecek ustanızın gönlünün olması. Eski ahşabın içinden bol miktarda çivi çıkabiliyor; ayrıca çok kuru olduklarından atölyede kuru talaş ve odun tozundan geçilmiyor. Dediğim gibi ahşap kokusunu seven, hatırşinas – bizim Kadir Ustamız gibi – bir ustanız yoksa, çıkma ahşapla çalışmak ustanızı ve dolayısı ile sizi yorabilir.